Aromaterapi

Aromaterapi yeni bir konsept gibi algılansa da, Dioskorides tarafından antik çağda yazılmış farmasötik ve doğa bilimi kitabı olan Materia Medica’da aromatik yağların tıbbi etkilerine yer verilmiştir. Dioskorides hem hekim hem de botanik bilimcisidir. 1. yüzyılda yayınlanan Materia Medica 1. kitapta, aromatik bitkisel yağlara, merhemlere ve reçinelere yer verilmiştir. Dioscorides, İbn-i Sina, Hipokrat ve Lokman Hekim’den beri böyledir. Bütün yabancı kaynaklarda (maalesef Türkçe kaynak yok denecek kadar az) İbn-i Sina, uçucu yağları damıtma yani distilasyon tekniğini ilk defa neredeyse bugünkü gibi uygulayan ve bu alanda ilk yazılı eser bırakan kimyacı olarak geçer. Evet, ilk damıtma yöntemi İbn-i Sina adıyla anılıyor. Bugünkü distilasyon da neredeyse aynı mantıkla devam ediyor. Günümüzdeki tek fark, ilaç firmaları bu bitkilerin içindeki tek bir maddeyi laboratuvar ortamında sentezlemiş, ona bir yan dal eklemiş ve patent almıştır.

Aromaterapi, son yıllarda hızlı bir ivmeyle alternatif tedaviler arasında en çok güvenilen ve uygulanan tedavi yöntemi olarak büyük bir kullanıcı kitlesine ulaşmış ve popülarite kazanmıştır. Gerek uygulama kolaylığı, gerek etkinliği, gerekse toplumda doğal olana geri dönme isteği sonucu son yıllarda yurt dışında aromaterapi uygulayıcıları çok hızlı bir artış göstermiştir. Aromaterapinin son yıllarda yurt dışındaki popülaritesi göz önüne alınınca, ülkemizde de yakın bir gelecekte çok yaygın olarak kullanılacağını tahmin etmek zor değil. Burada ufak bir parantez açmak isterim; doğal ve bitki özlerinden geliyor olsa da, aromaterapiyi uygulayan kişiler eğitim almış doktor ya da eczacıların dışındaki kişiler olmamalı.

Aromaterapide en önemli tedavi edici etkiler, uçucu yağ özlerinden gelir. Bu uçucu yağ özlerinin vücudun Farklı sistemleriyle etkileşmesi sonucu hem fiziksel hem duygusal birçok sıkıntıda geniş kullanım alanları vardır.

Aromaterapide kullanılan uçucu yağ özlerinin koku merkezi üzerinden duygusal algımıza çok hızlı bir şekilde etki ettikleri bilinmektedir. Aşağıdaki şemada da görüldüğü gibi koku, beynimizin limbik sinir sistemi üzerinde çok kısa zamanda ve yoğun bir etki gösterir.
Koku Mekanizması

aterap

aterap2
Uçucu yağ özleri, içerdikleri sineol, linalol, triterpen, monoterpen, seskiterpen gibi doğal kimyasallar sayesinde çok yoğun kokuludurlar. Zaten aromatik terapi adı, başlıca bu içerdikleri yoğun koku moleküllerinden gelir. Doğal olarak bu kimyasallar antiseptik, astrenjan, antiviral, antibakteriyal etkileri dolayısıyla daha yoğun kullanılırlar. Ancak içerdikleri yoğun koku molekülleri sayesinde ikincil görevleri de koku merkezi üzerinde, yukarıda görüldüğü gibi oluşturdukları etki sayesinde rahatlatıcı, sakinleştirici, bazen uyarıcı bazen de dikkat toplayıcı görevler yaparlar.

Mesela lavanta yağı çok iyi bir astrenjandır, ağrı kesicidir ve yanık tedavisinde çok etkindir, acıyı azaltır. Ayrıca içindeki aromatik moleküller sayesinde sakinleştiricidir. Uykuya rahat geçişi sağlar.

Sedir ağacı yağı, antiseptik vb. özelliklerinden dolayı birçok saç ve cilt preperatında bulunur. Fakat en çok erkek parfümlerinde kullanılır. Erkeksi kokuyu veren aromatik bileşenleri ve yapısında bulunan seskiterpenler sayesinde beyindeki limbik sistemi stimüle ederek rahatlamayı ve relaksasyonu sağlar. Modumuzu değiştirir ve fokuslanmaya yardımcı olur.

Nane yağı, koklandığında baş ağrısını ve sınav heyecanını bastırmada çok etkindir. Bu yıl TEOG sınavına girecek olan yeğenimde deneme fırsatı bulduk. Kendisi çok rahatladığı gibi sınav esnasında sınıfta fenalaşan arkadaşına da koklatarak yardımcı olmuş. Geri dönüşü çok çabuk olduğu için olumlu yorumlar psikolojimize de iyi geliyor. Pozitif enerji, her yerde hepimize lazım.
Aromaterapinin Fiziksel Etkileri ve Refleksoloji
Deriye direkt uygulanarak, masaj yaparak ve son zamanlarda yoğun ilgi gören refleks sinir noktalarına bası yaparak (refleksoloji) etkisi elde edilir.
Refleksolojide en yaygın uygulama; ayak altı refleks noktalarına uygulanan ayak refleksolojisidir. Daha az uygulandığı düşünülse de, kişinin kendine ve en yakınındakilere rahatça uygulayabileceği dolayısıyla bir merkez yada terapist aramak zorunda kalmayacağı, el refleksolojisini anlatmak burada pratik sağlayacağı için bu yöntemden de bahsedelim.

Refleks sinir noktalarını belirli tekniklerle uyarmak, ortaya elektrokimyasal mesajlar çıkarır. Bu mesajlar nöronlar yardımı ile ilgili organı uyarır.

Ayak ve el refleksolojisi, belli noktaların manuel bası yaparak vücuttaki sinirlerin ve kan dolaşımının uyarılmasıdır.

Bugün sizlere, üçüncü bahsettiğim, refleksoloji tekniğiyle uçucu yağ özlerini uygulayan; refleksolojik aromaterapiyi anlatmak istiyorum.

Stres kan dolaşımını yavaşlatır. Refleksoloji yavaşlayan bu kan dolaşımını hızlandırarak vücudun besin almasını ve toksin atmasını sağlayan merkezleri harekete geçirir.

El içinde (avuç içi) bulunan refleks noktalarına yapılan kontrollü ve yavaş basılar enerji akımı seyrini doğal ritmine sokar.

Tıkanmış bir su borusuna dışardan müdahale ederek açtığınızı ve suyun boru içindeki seyrini devam ettirdiğinizi düşünün. Stresli ve yorgun vücutta tıkanmış enerji merkezlerini uyararak, organlar arası akımın doğal rutinine gelmesini sağlamak içinde aynı müdahaleyi yapıyoruz aslında. Kan dolaşımının ve enerji akımın bloke olduğu yerlerde yerinde ve zamanında yapılan bu tarz müdahaleler hayatımızı ne kadar yaşanabilir kılacaktır bir düşünsenize…

Hepimizde oluyordur, bazen elimizi kolumuzu kaldıramayız hiçbir organik rahatsızlığımız da yoktur fakat sanki enerjimiz bütün hücrelerimizi terk etmiştir. İşte böyle hissettiğimiz bir zamanda avuç içine 1-2 damla biberiye ve nane damlatıp ve başparmağımızla bastırıp ufak ufak daireler yapıp, maksimum 5 dakika sonra beklediğimizde hem koku merkezimizin beynimize yaptığı uyarı hem de el içindeki ve parmak uçlarındaki beyin boyun refleks noktalarına yaptığımız bası sayesinde normale dönebiliriz.

Aslında çoğunlukla ruhsal ve duygusal iniş çıkışlarda çok sıklıkla başvurabileceğimiz bir tekniktir aromatik el refleksolojisi.

Aromaterapatik uçucu yağ özlerinin, rahatlatıcı, uyarıcı, dengeleyici etkileri ile refleksoloji birleştirilince seans sonunda hasta öncelikle gevşeme ve rahatlama etkilerinden bahsetmiştir. Seansı takip eden günlerde; kayıt altına alınmış bütün klinik çalışmalar gösteriyor ki bel, boyun, baş ağrıları ve psikosomotik (çalışmalar sıklıkla bu konularda yapılmış) sorunlarda karşılaştırıldıkları ilaçlara oranla daha kısa sürede görülmüş etkiler ve daha uzun sürmüştür.

Bu çalışmalardan cesaretle siz de el refleksoloji noktalarını ve ilgili yağları günlük sıkıntılarınızda kolaylıkla uygulayabilirsiniz.

El Refleksoloji Noktaları

aterap3
Yukarıdaki şema da da rahatlıkla görülüyor ki baş, boyun, omurilik, omuz parmaklarda kendilerine yansıma bulmuşlardır. Bir diğer deyişle baş, boyun vb. refleks noktaları daha çok parmak bölgesindedir. Bizlerin de gün içinde en çok mustarip olduğumuz sıkıntıların başında, baş ağrısı, boyun tutulması, boyun omuz ağrısı gelir. Çünkü stres olduğumuzda omuriliğimizde çok yoğun bir baskı olur beyne giden bütün sinirler boyu omurilik güzergahını kullanır buradaki nöron trafiği çok yoğun olduğu için olsa gerek boynumuz ve omuzlarımız kaskatı olur.
Gidip güzel bir masaj yaptırabilsek süper olur ama yaşadığımız hayatlar göz önünde bulundurulursa bu pek de mümkün değil. En azından her seferinde mümkün değil. Oysa evde şu üç aromatik uçucu yağı bulundursak ve sadece birer damla damlatıp şemada gösterilen parmak uçlarına ve başparmağın üstünden giden bölgeye uygulasak deva bulabiliriz.
Nasıl Uygulayacağız?
Sağ baş parmağımızla işaret parmağımızı sol elimizdeki refleks noktalarının üzerinde tutup bastırıp tutacağız. Bir yanındaki noktaya aynen sıkı sıkı tutup bastırıp bırakacağız. Bazen başparmağımızı olduğu yerde basılı iken hareket ettirmeden yuvarlak daire şeklinde bastırabiliriz.

Hangi Yağları Kullanabiliriz?
Günlük (frankincense) benim formüllerimde en çok kullandığım yağ olmakla birlikte, yüzyıllardır dini törenlerde mistik kokusundan dolayı tütsü veya hava yayıcılarda kullanılagelmiştir. Çok iyi bir antienflamatuardır. Az önce yukarıda bahsettiğim klinik çalışma şu an piyasada bulunan nsaid antienflamatuar ağrı kesicilerle günlük yağının karşılaştırılması olan bilimsel çalışmanın yayını idi. Sonuç olarak günlük yağı -double blind yapılan araştırmada- kullanılan ağrı kesiciden daha hızlı etki göstermiş ve daha uzun etki sağlamıştır.
Doğal olarak ben bu yağı çok kullanıyorum, aşağıda gösterdiğim şekilde avuç içine ve parmak uçlarına uyguluyorum. Evde siz de kendinize uygulayabilirsiniz. Eczacınız sizin için günlük yağını taşıyıcı bir yağda seyreltebilir veya 1-2 damlayı aşmamak şartıyla seyreltmeden de uygulanabilir hale gelir. Cildi tahriş etmez.

aterap4

Greyfurt Yağı

Diğer bütün limongiller (citrus) familyasından gelen uçucu yağlar gibi greyfurt uçucu yağında da limonen, geraniol, linalol, mircen bol miktarda bulunur. Limonen ve mircen sayesinde mis gibi kokar. Tek özelliği bu değildir. İçindeki bu iki kimyasal sayesinde kokladığımız an stimulan olarak beynimizdeki limbik merkezi uyarır ve merkezi sinir sistemine uyarı göndererek daha aktif olmamızı ve dikkatimizi toplamamızı sağlar. Tembellik yapan okul çağı çocuklarımızın odasında hava yayıcılarda kullanırsak hem konsantre olmalarını sağlarız hem de dezenfektan özelliği sayesinde virüs ve bakterileri uzaklaştırmış oluruz.

Greyfurt yağını el refleksolojisiyle kaygı ve stresin etkilerini azaltmak için kullanabiliriz. Ayrıca greyfurt yağı lenfotik drenajda da çok etkindir. Avuç içine uygulandığında toksinlerin atılma hızını arttırarak detoks etki sağlar.

Limon, begamot, neroli gibi limonen içeren diğer limongiller familyası mensubu uçucu yağlar da benzer etkilerinden dolayı greyfurt yağı bulamadığımız zamanlarda yerine kullanabileceğimiz yağlardır. Bunlara citrus yağları denir ve pratik uygulamada duygusal, anksiyolitik ve strese karşı hazırlanan preperatlarda birbirlerine benzer etkileri sayesinde (sakinleştirici ve rahatlatıcı) birbirlerinin yerine çok kullanılırlar. Rahatlama ve sakinleşmeye etkileri çoktur.

Palmarosa
Bu yağa yalancı gül yağı da diyebiliriz. Gül yağında bulunan birçok kimyasal palmarosada da bulunur. Fakat gül yağından fiyat olarak çok daha ucuzdur. Gönül gerçek gül yağını kullanmak istiyor fakat gül yağı oldukça pahalı.

Şunu belirtmekte fayda var ki, burada anlattığımız yağların hepsi uçucu yağlar ve maalesef aktarlarda satılan ucuz, ne olduğu belli olmayan, sadece üstünde şu yağı bu yağı denen yağlarla hiç alakası yok. Lütfen karıştırmayalım. Eczaneden, eczacınızdan uçucu yağ özü olarak alabileceğiniz yağlar bunlar. Aktarlarda bulunan 5-6 liralık yağlarda maalesef hiç uçucu yağ yok. Uçucu yağ elde edebilmek için mesela gül yağından örnek vermek gerekirse 1 litre gül yağı için 4 ton gül pateli kullanılıyor. Gerisini varın siz hesap edin. Dolayısıyla tedavi edici yağlar maalesef dünyanın hiçbir yerinde çok ucuz değil. Türkiye’de niye olsun? Böyle düz bir mantıkla bile aktarda satılan ağır tağşiş edilmiş yağları herhangi bir terapatik etki bekleyerek kullanmayalım. Yarar yerine zarar görürüz.

Şimdi gelelim palmarosanın faydalarına. Ben her sabah kullanıyorum, cildimde sivilce için (sebum salgısını nerdeyse tamamen kesiyor) fakat bahsetmek istediğim etkisi farklı. Palmarosa, parmak diplerine baskı yaparak elin avuç içine uygulanır. Yalnız uygulamadan önce mutlaka seyreltmek gerekir. Aynısefa yağına 5 ml’ye 5 damla şeklinde seyreltilebilir.

İçerdiği geraniolden dolayı aşırı yorgunlukta (nam-ı diğer tükenmişlik sendromunda) çok etkin sonuçlar vermiştir. Şu aralar devam eden bazı klinik çalışmalar, palmarosanın çok yakın gelecekte ruhsal ve beyinsel dinginlik için yaygın olarak kullanılacağını göstermektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!