Bahar Yorgunluğu Mu? Yoksa Lenf Sistemimizin Tıkanması Mı?

Bahar Yorgunluğu Mu Yoksa Lenf Sistemimizin Tıkanması Mı?

Geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabımdan sorduğum “Bahar yorgunluğu hissedenler var mı?” sorusuna oldukça fazla dönüş aldım. Kronik yorgunluk, halsizlik, uykusuzluk veya uykuya doyamama hali, ağrılar vs. Bu sıkıntılardan mustarip bir sürü takipçim dert yandı.

Bu soruyu bahar yorgunluğu diye sormamın sebebi, yaz saati uygulamasıyla saatlerin ileri alınması ve günlerin uzamasıyla melatonin adlı hormonu daha az salgılanması veya dengesinin bozulması aslında. Melatonin gece salgılanan bir hormondur. Gecelerin kısalmasıyla birlikte bu hormonumuzun düzeni bozuluyor. SAD =Seasonal Affective Disorder denilen ve kuzey yarım kürede görülen mevsimsel bir depresyon hali ortaya çıkıyor.

Özellikle bu yıl kıştan yaza çok keskin bir geçiş yaşadık. Bahar mevsimini göremedik bile. Bu da hormonal dengemizin aniden bozuluşuna sebep oldu. Bu tarz hormonal bozukluklar böbreküstü bezlerinin yorulmasına ve lenf sisteminin tıkanmasına sebep olur. Bu iki olayın aynı anda gerçekleşmesi;

  • Kronik yorgunluk,
  • Kas, eklem ağrıları,
  • Boğaz ağrıları, sürekli boğaz yanması,
  • Çok sık hastalanma, sürekli uçuk çıkarma,
  • Artrit,
  • Fibromiyalji ağrıları gibi sonuçları ortaya çıkarıyor.

Kısacası bu rahatsızlıklardan yakınanlar, “Her yerim dökülüyor, sürekli yorgunum” diyenler, mevsim itibariyle haklılar.

Öncelikle lenf sistemini sonrada adrenal yorgunluğu sebep, sonuç ilişkisi ile anlatmalıyım ki çözüm önerim daha iyi anlaşılsın ve benimsensin.

Lenf Sistemi

Lenf damarları, aynı kan damarlarımız gibi vücudumuzun her yerine, tüm organlara ulaşır. Fakat kan damarları kan taşırken lenf damarları şeffaf su gibi bir sıvı taşır, bu sıvıya lenf sıvısı denir.

Bu sıvı; beyaz kan hücrelerinin deposudur. Beyaz kan hücreleri de T hücreleri olarak bildiğimiz vücudumuzu hastalıklardan koruyan, mikrop ve bakterilerle savaşan savaşçı hücrelerimizdir. Lenf sıvısı ayrıca vücudun her yerine, tuz, glikoz ve diğer molekülleri ve bakterileri taşır. Bakteriler lenf sistemini diğer organlara bulaşma yolu olarak kullanabilir.

Tuzu taşıdığı için, vücutta su birikimi de bu sıvının marifetidir. Vücutta hastalığın ve dokulardaki şişme ve enflamasyon dediğimiz olgular da bu sıvının dengesizliğinde oluşur. Lenf sıvısının bir dengede olması gerekir ki eklem arası ağrılar vs. oluşmasın.

Lenf sıvısının toplanma yerleri vardır. Vücudumuzda ve bunlara lenf nodülleri denir.

Lenf sıvısı her yerden topladığı toksik maddeleri, bakteri ve virüsleri alır, lenf nodüllerine getirir. Lenf nodülleri burada, bakteri ve toksinler hapseder ve bu sayede geri taşınmazlar. Lenfosit adı verdiğimiz savaşçı hücreler hızla salgılanmaya başlar ve bu lenfositler kötü bakterileri ve toksik maddeleri etkisiz hale getirir. Lenf sistemi oldukça zeki düzenlenmiş bir sistem.

Lenf nodüllerinde bazen şişmeler görülür. Bu şişmeler bazen enfeksiyon bazen de kanser habercisidir. Lenf nodüllerinin şişmesi aslında vücudumuzda bir savaşın olduğunu ve lenf sistemimizin çalıştığını gösterir ama bu şişme uzun sureli ise mutlaka doktorunuza danışın çünkü birçok istenmeyen durumun habercisi olabilir.

Lenfatik sistemin birincil görevi, bizi hastalıklardan korumaktır. Ayrıca bir görevi daha var; Vücut sıvılarının dengesini sağlamak. Bu denge bozulunca, eklemlerde şişlik, ağrı, yangı enflamasyon oluşur ve son çalışmalar ispat etti ki bütün hastalıkların belirtisi bu şişmeler. Enflamasyonun belirgin olduğu hastalıklar, artrit, MS, egzama, sedef, kanser, haşimato ve bunlar gibi birçok hastalık. Lenfatik sistemin düzenli çalışması bizi her tür hastalıktan korur.

Peki biz lenf sistemimize nasıl yardımcı olabiliriz?

Aslında cevap basit; lenfatik drenaj dediğimiz, lenf sıvısının süzülmesi drene olmasını sağlayarak. Yani nam-ı diğer detoks yaparak.

Bunun için öncelikle diyetimize dikkat etmeliyiz. Bol bol yeşillik ve koyu yeşil yapraklı yeşillikler ekleyerek ve ıspanak, semizotu vb otları tüketerek. Ayrıca egzersiz yaparak da lenf sistemimize destek oluruz.

Antioksidan, özellikle C vitamini alarak da lenf sistemimizi destekleriz. Mesela her gün bir bardak limonun suyunu, soyduğumuz kabuğu ile birlikte tüketmek lenf sistemimizi güçlendirir.

Hiçbir ilaç kullanmayan sağlıklı bireyler, lenf sistemlerini korumak için fitoterapik destek ürünleri alabilir. Diğerleri ise mutlaka eczacı ve doktorlara danışarak lenf sistemine yönelik ilaçları kullanmalılar.

Günde 1 tane ginseng, zerdeçal, boswelia, astragalus ve bol bol sıvı tüketimi de bu sistemi kuvvetlendiren yöntemlerden biridir.

Lenf sistemini düzenleyen en önemli etkenlerden biri de tabi ki uçucu ve sabit yağlarla yapılacak masajlar. Bunun için sizlere müthiş bir tarif vereceğim fakat önce adrenal yani böbrek üstü bezlerinin de bu “bahar yorgunluğu” sorununa etkisini anlatmak istiyorum.

Böbrek üstü bezi yani adrena korteks, yoğun olduğunda ve fazla yüklendiğinde yavaşlar. Adrenal fatigue denen böbreküstü bezi yorgunluğu olarak da adlandırılan bu durumda stres anında salgılanan adrenalin gibi kortizol gibi hormonların dengesi bozulur. Bu hormonlar önce fazla sonra da gereğinden az salgılanır Gereğinden az salgılama başladığında hipokalsemi, hipomagnezemi gibi durumlar ortaya çıkar. Bunların azlığı; aşırı yorgunluk hissetmemize yol açar. Ellerimizde titreme ve kas yorgunluklarını ortaya çıkar. Bu yüzden, kalsiyum ve magnezyum almamız gerekebilir.

Çok salgılandığında ise aşırı sinir, ajitasyon ve gerginlik durumları ortaya çıkar. Çünkü sempatik sinir sistemi uyarılmıştır.

Bunu tersine çevirmek için parasempatik sistemi devreye sokacak uçucu yağları kullanırız. Bu yağlar;

  • Bergamot
  • Limon
  • Lavanta
  • Günlük (frankincense) gibi uçucu yağlar ile Hint yağı ve Hindistan cevizi yağıdır.

Hazırladığımız vücut yağımız ile yapacağımız masaj ve günlük uygulama; hem fiziksel olarak lenfatik drenajı hızlandıracak hem ruhsal durumumuzu dengeleyecek hem de hormon dengesi sağlayacaktır.

Nasıl mı?

Hint Yağı (Castor Oil) Ricinus Communis

İçerdiği risinoleik asit (bir çeşit Omega 3) sayesinde %90 oraında risinolek asit içerir ki; doğada başka alternatifi yoktur.

Biz eczacılar ve doktorlar Hint yağını majistral ilaç yapımından “huile de ricine” olarak çok iyi tanırız.

İşte bu esansiyel yağ aside, vücutta, lenf sistemini destekler, beyaz kan hücresinin yapımını artırır. Kan dolaşımını hızlandırır. Virüs, bakteri ve mantarların büyümesini engeller.

Hindistan Cevizi Yağı (Coconut Oil) Cocos Nucifera

İçeriğinde kaprilik asit, laurik asit, kaprik asit gibi çok özel yağ asitleri (bunlar da omega yağ asitleridir) bulunur. Enflamasyon dediğimiz (yukarıda da anlattım, lenf sıvısının süzülememesi ve dengesinin bozulmasıyla ve bazı sitokinlerin lenf sıvısında fazla artması sonucunda oluşan yangılı, dokularda sıvı birikmesi) durumlarda nerdeyse bütün hastalıklarda rolü olan bir durumu içerdiği yağ asitleri sayesinde önleyerek veya azaltarak eklem ve kas ağrılarını önler.

Özellikle laurik asit sayesinde enerji verir, bakterileri yok eder. Antibakteriyel ve anti fungal özelliklidir.

Limon uçucu yağı; limonene,

Bergamot uçucu yağı; linalil asetat, limonene,

Lavanta uçucu yağı; geranil, geraniol, linalool,

Günlük (frankincense) uçucu yağı ise içerdiği lupinen, fellandren, olbanol gibi aktif bileşenleri sayesinde- ki daha yüzlerce aktif bileşen içerirler- adrenal bezi fazla çalıştıran ve yoran sempatik sinir sisteminin aksine, bizi sakinleştiren, huzur veren, dinçlik veren hormone ve nörokimyasalları salgılayan parasempatik sistemi uyarırlar.

Çok mükemmel bir ahenkle çalışan vücudumuzda, koku reseptörlerini bulunduran koku soğancığı sayesinde tüm bunlar gerçekleşir. Koku soğancığı hemen limbik sitemin yanına yerleştirilmiştir. Bu sayede kokuyla aktive olan parasempatik sistemi hemen devreye girer.

Yukarıda geçen uçucu yağlar vücudumuza sürüldüğünde lenf sıvısına hızla ulaşarak lenfatik drenaja katkı sağlıyor, böbrek üstü bezinin temizlenme sürecini hızlandırıyor. Ayrıca kokuları sayesine beyinde limbik sistemi uyararak sakinlik, huzur, rahatlama ve dinçlik sağlıyor.

Hint yağı ve Hindistan cevizi yağı da bu uçucu yağları doğasına en uygun şekilde taşıyor.

Uçucu yağlar çok konsantredirler. Aktarlarda uçucu yağ satılmaz, çünkü çok konsantre hali ile yanlış kullanılırsa yakarak zarar verebilir.

Aktarlarda sadece uçucu yağ esansı, yani sadece kokusu damlatılmış ayçiçek yağı vardır.

Bu tarz terapileri uygulamak için; organik ve sertifikası bulunan Art de Huile aromaterapi ürünlerini kullanabilirsiniz. Yoksa bitki özlerinin sağladığı tüm bu faydalardan yoksun kalır, paranızı ve zamanınızı boşa harcamış olursunuz.

Sağlıklı günler.

Uzman Eczacı ve Aromaterapi Uzmanı Hülya Kayhan

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!