Biyolojik Saat Mi, Saatli Bomba Mı?

Sizce vücudumuzda kaç tane biyolojik saatimiz var?

Bir tane diyorsunuz değil mi? O da her sabah bizleri saat çalmadan aynı saatte kaldıran biyolojik saatimiz. Hatta pazarları bile onun yüzünden erkenden uyanırız.

Fakat vücudumuzdaki tek biyolojik saat bu değil.

Her organımızın bir biyolojik saati ve bu saatlerin hepsini koordine eden bir de master biyolojik saat var. Master biyolojik saat hipotalamus yani beynimizde konumlanmış durumda.

Tüm bu biyolojik saatleri kontrol eden bölüm bir grup sinir hücresinden oluşuyor ve adı biraz zor; Suprachismatic Nucleus. Yani kısaca SCN deriz kendisine. SCN, bütün organlarda bulunan biyolojik saatlerin koordine çalışmasını sağlar. Vücudumuzun güneşin doğuşundan batışına tüm ritmini ifade eden sirkadyen ritim SCN tarafından belirlenir.

Bu ahenk bozulduğunda, insana dair her şey ama istisnasız her şey bozulur. Önce psikoloji ardından metabolizma. Metabolizma dengesini yitirdiğinde ise metabolik hastalıklar yani; diyabet, tansiyon, kalp, depresyon, hatta bipolar bozuklukların ağırlaşması ve hızla kilo ama gibi sorunlar ortaya çıkar.

Son zamanlarda sağlıklı yaşam, hastalıklardan korunma için spor, organik beslenme, detoks vb. kavramları hepimiz bilir ve kullanır olduk. Herkes organik ürün peşinde, hatta kozmetiğin bile organiğini arıyoruz.

Fakat bir şeyi göz ardı ediyoruz. Sağlığımızı etkileyen ve içimizde bulunan bir kaynak var. Bütün toksik maddeleri vücuttan başarı ile atabilen, metabolizma hareketlerini düzenleyen, gerektiğinde gerektiği kadar doğal antioksidan, melatonin (uyku hormonu, gençlik hormonu) salgılanmasını sağlayan, sirkadyan ritmi yerine oturtan ve bedava olan bir kaynak. Organik tavuk, yumurta, meyve, sebze ve hatta parabensiz şampuan peşinde koşmak yerine içimizdeki o kaynağı yaşatmalıyız.

Kimse onun reklamını yapmıyor, kimse onu sayfa sayfa haykırmıyor, sosyal medya hesaplarında ya da televizyonda onu konuşmuyor. Çünkü kimse ondan bir kazanç sağlayamaz. O sadece sizde olan bir şey. Siz isterseniz alır, istemezseniz almazsınız.

Evet, o kaynağın adı organik uyku.

Haklısınız, yatak markaları bundan biraz bahsediyor ama bizim bahsettiğimiz organik uyku; ortopedik yatakla veya yastıkla olacak bir şey değil.

Organik uyku, vücudun kendi biyolojik saatlerinin çalışma ritmine göre yani sirkadyen ritme göre alınan uyku.

Organik Uyku Nasıl Gerçekleşir?

Biz ne kadar geç yatarsak ne kadar uykulu olursak olalım güneş doğduğunda gün ışığı biz fark etmesek dahi göz retinasındaki optik sinirlere ulaşır. O ışık retinadaki sinirler tarafından algılanır algılanmaz da hipotalamustaki master biyolojik saat yani SCN uyarılmış olur.

Uyarılan SCN de görev aşkı ile gerekli yerlere gerekli uyarıları gönderir ve hipotalamus, uyku hormonu olan melatonin salgılanmasını azaltmaya başlar.

Bunun ardından şema da gördüğünüz gibi bir siklus başlıyor. Organlara haber gidiyor ve onların biyolojik saatleri de işlemeye başlıyor.

Mesela karaciğerde, sadece derin uykuda ve gece saat 3-4 sıralarında bir enzim salgılanıyor. Bu enzim, kan şekerini en düşük seviyeye indiriyor. Ritim bozulduğunda karaciğerin biyolojik saati de bozuluyor ve enzimlerin salgılanma süreleri değişiyor. Diyabet ve obezite başlıyor.

Alzhemier, diyabet, kalp, lenfoma ve diğer kanserler de dâhil birçok metabolik hastalıkta düşük melatonin gözlenir. Her türlü hastalığa sebebiyet veren kanserin baş aktörü olan serbest radikalleri hepimiz duyduk. Neydi bunlar? Hidroksil ve hiperoksit radikalleri. Biliyor musunuz hiçbir şey ama hiçbir şey bu radikalleri etkisiz hale getirmede melatonin kadar etkili değildir. Bunun adı da yüksek antioksidan etkidir. Yediğiniz hiçbir şey bu derecede etkili antioksidan etki yapmaz. Görme özürlü kadınlarda göğüs kanseri acaba bu yüzden mi yok denecek kadar az diye düşünmek lazım.

Biyolojik saatleriniz doğru ve zamanlıca çalışırsa, yani sirkadiyen ritminiz iyi işlerse, DNA’mızın onarılma ve yenilenme saati olan o kritik uyku saatlerini kaçırmazsanız ve kendinizi bu ritme teslim ederseniz kendinizi tüm hastalıklardan korumuş olursunuz. DNA onarımı, günün farklı saat diliminde farklılıklar gösterir. En çok onarım, melatoninin en yoğun salgılandığı saatlerde olur. Aziz Sancar hocamızın Nobel ödülü aldığı çalışması tam da budur. Ekibi ile sirkadiyen ritmin kanser tedavilerindeki önemi üzerine çalışmıştır.

Nasıl mı? Hava karardığında optik sinirler bu sefer yine SCN’ye ileti yolluyor. Vücut bütün gün çalıştığını ve akşama yaklaşıldığını biliyor ve dinlenmek için fırsat kolluyor. Hava karardığı için hipotalamustan melatonin salgısı başlıyor hava karadığı. Fakat o da ne! Mavi bir ışık, bir ışık daha, parlak hem de. Sinyaller karışıyor ve salgı azalıyor. Bu mavi ışık bütün gece karşısında oturduğumuz televizyon, bilgisayar ya da elimizden düşürmediğimiz telefondan geliyor.

Organik bir uyku için, uyumadan önce tüm elektrikli aletleri kapatın, yatak odanızda asla TV seyretmeyin, kendinize zaman verin ve mutlaka erken uyuyun.

Günün dönümüne göre, yani doğaya kendinizi adapte etmeye başlayınca güne huzurlu, keyifli başlayıp günü rahat bitirdiğinizi siz de göreceksiniz. Fakat bu ritmi yakalamak mevcut yaşam şartlarımızda oldukça zor. Sempatik sistem dediğimiz adrenalin ve kortizol, yani stres hormonları gün boyunca oldukça fazla salgılanıyor. Parasempatik sisteme geçiş bu yüzden zorlaşıyor. Televizyon, bilgisayar, telefon vs. ışığı yüzünden de melatonin salgısı devre dışı kalıyor. Hal böyleyken yatağa girer girmez uyumak mümkün olmuyor.

İşte sirkadiyen ritmi düzene sokacak, melatonin salgısının periyodunu ayarlayacak ve bu sayede bizi hastalıklara karşı koruyacak olan organik uykuyu bazı uçucu yağlar ile tesis edebiliriz.

  • Lavanta (lavandula angustifolia)
  • Sedir
  • Günlük (frankincense) yağlarından herhangi biri, vücudun küsmüş ve kırılmış parasempatik sistemini uyarır, sempatik sistem denen o stres hormonlarının etkisinden çıkarıp, sakinlik ve huzur hormonların etkisine sokar. Bu uçucu yağlarda bulunan linalil asetat ve neril aldehit gibi ester ve aldehitler, uykuya erken daldırıp derin uykuya hızlı geçişe yardımcı olur.

Ne olur melatoninize iyi bakın. O sizin her şeyiniz. Organik uyku sizin ilacınız, biyolojik saatlerinizin ritmi ise sigortanız. Bunlardan uzaksanız, vücudunuzu her an patlayacak bir saatli bombaya benzetebilirsiniz.

Sağlıcakla kalın, uyanık olun ve sağlıklı uyuyun.

Sevgiler.

Uzman Eczacı ve Aromaterapi Uzmanı Hülya Kayhan

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!