Selülit ve Aromaterapi

Rönesans dönemi ressamlarının kadınsı güzelliği vurgulamak ve kadınlığı yüceltmek amacıyla çizimlerinde sembol olarak kullandıkları selülitli bacaklar şimdi ne oldu da istenmeyen bir durum oldu çıktı?

Selülit, bir kadının ergenlik çağının bittiğinin, artık yetişkin ve olgun bir kadın olduğunun habercisidir aslında.

Selülitin bir hastalık mı yoksa ergenlik sonrası oluşan normal bir gelişme mi olduğu konusu sağlık dünyasında uzun süre tartışıldı.

Selülit Nedir, Ne Değildir?

Bu noktada mecburen selülitin oluşumunu tıbbi olarak anlatmam gerekiyor. Lenfositler, damar geçirgenliği ve retiküloendotelyal sistem olarak sizlere yeni gelebilecek üç terimi açıklamalıyım. Çünkü bu üçü de selüliti anlamamızı sağlayacak.

Selülit, yağ hücrelerini çevreleyen bağ dokusundaki su ve atık maddelerin (toksinlerin) oluşturduğu nodülümsü yapılardır. Selülit oluşumu, bu toksik atıkların birikimi ile başlar. Toksinler birikmeye başladıkça vücut da buna reaksiyon olarak su tutmaya başlar yani su biriktirir. Çünkü bu toksinleri seyreltmesi ve daha az zararlı hale getirmesi gerekir ki bir denge sağlayabilsin. İşte metabolizma bu toksinlerin etrafına su biriktirirken yağ hücreleri de sertleştirmeye başlar, çünkü bu suyu hapseder.

Yağ hücreleri suyu hapsedip, sert bir doku oluşturur. İşte bu yapılar dışarıdan cilde portakal kabuğu görüntüsü verir. Aslında ne kadar da masum bir prosedür değil mi?

Bu durumu biraz daha bilimsel açıklamak gerekebilir.

Vücut Niye Su Topluyor, Nasıl Topluyor?

Kan damarları, lenfosit gibi küçük molekülleri taşıyan sıvılar -enflamasyon ve doku zedelenmesi durumlarında hücrelere­ taşınabilsin ve iyileşme sağlayabilsin, hastalıkları önleyebilsin diye- bir geçirgenliğe sahiptir.

Hücrenin içinde ise retiküloendotelyal sistem adında bir yapı vardır ki, işte bu yapı, hücresel boyutta toksinlerin depolanması veya atılmasından sorumludur. Bu retiküloendotelyal sistemin iyi çalışıp çalışmaması; vücudun su tutup tutmamasını etkiler. Sonuç olarak retiküloendotelyal sistem tıkanınca vücut su tutulmaya başlıyor ve kollajen lifleri, yağ hücrelerinin etrafında biriken sert yapılara dönüştürüyor.

Niye Sadece Kadınlarda Görülüyor?

Çünkü kadınlık hormonu olarak da bilinen östrojen, zararlı atık maddeleri, yani toksinleri, yaşamsal önem taşıyan organlardan alarak atılmasına yardımcı olmakla görevlidir. O da organlardan aldığı bu toksik atıkları alıyor en güvenli olan yağ hücrelerinin bol olduğu, kalça, baldır gibi bölgelere taşıyor.

Hastalık yapacak her şeyin daha az hayati öneme sahip olan yerlere taşınması ne kadar mantıklı değil mi? Vücut mükemmel bir sistem ve armonide çalışıyor aslında.

Ne kadar çok östrojeniniz var o kadar çok selülitiniz olur.

Adet öncesi genç kızlarda ve menopozdaki bayanlarda selülit daha az görülür. (Holey, 1997)

Uçucu Yağlar Nasıl Etki Gösterir?

Aromaterapi de uçucu yağları, taşıyıcı olarak kullandığımız sabit yağlarda seyrelterek kullanıyoruz.

Uçucu yağlar, kokulu ve uçabilecek yani hemen gaz hale dönüşebilecek ya da havanın gazları ile bile taşınabilecek kadar küçük moleküllerdir. Çok yoğun aktif bileşen içerirler. Şöyle ki; 4 ton gülden ancak 1 kilo gül yağı çıkar ve bu yağ binlerce Euro değerindedir. Bu yüzden bu tarz uçucu yağları taşıyıcı sabit yağlarla seyrelterek kullanırız.

Fakat kullandığımız sabit yağlar da, taşıyıcı ve deriden, en azından en üst tabakasından emilebilen özellikte olmalıdır.

Uçucu yağlar derinin 9 katından da geçebilir ve lenf sıvısına ulaşabilir ama sabit yağlar dermis ve epidermisi ancak geçer. Kremler ve losyonların birçoğu bu katmanları bile geçemez.

İşte bu yüzden taşıyıcı olarak losyon vs. değil de sabit yağları kullanıyoruz.

Selülit İçin Kullanacağımız Uçucu Yağlar Hangi Özelliklere Sahip Olmalı?

Astrenjan özellikte olmalı. Astrenjan, büzücü, sıkılaştırıcı etki demektir.

Diüretik özellikte olmalı. Dokularda biriken suyu atabilmesi için bu özellik gereklidir.

Dolaşımı hızlandırıcı ve lenfatik olmalı. Lenf sıvısından aldığı toksik maddeleri dolaşım ve idrar yoluyla daha efektif atabilmesi için bu özelliğe sahip olmalıdır.

Lipolitik olmalı ki, deri altındaki yağ dokusunun kırılması ve erimesini sağlamalıdır.

Selülit Önleyici Etkiler Sahip Yağlar Hangileridir?

  • Ardıç: İçerdiği monoterpenler sayesinde, lipolitik, diüeretik
  • Paçuli: İçerdiği paçulol sayesinde lenfatik, arındırıcı ve dolaşımı hızlandırıcı
  • Itır: İçerdiği geraniol sayesinde lenfatik, arındırıcı ve dolaşım hızlandırıcı
  • Limon: Astrenjan, lipolitik
  • Greyfurt: Astrenjan, lipolitik
  • Selvi: Astrenjan, lipolitik ve detoks etkili
  • Taşıyıcı yağ olarak;
  • Avakado Yağı: Deriden emilebilir ve lesitin içerir.
  • Jojoba Yağı: Yapısındaki proteinler sayesinde kollajeni taklit eder.
  • Tamanu Yağı: İçerdiği kalkofil sayesinde deriyi onarır, besler.

Bu yağları doğru oranda karıştırıp günde bir defa sürdüğünüzde ve iki haftada bir masaj yaptırdığınızda sonuçlara inanamayacaksınız.

Masaj için neden iki hafta dediğime gelince. Çok sık ve agresif masaj, maalesef toksik maddeleri lenf sıvısına geri taşıyor. Hâlbuki yavaş ve nazikçe ve aralıklarla yapılan masaj, lenfatik drenaj yapıyor zaten. Yani her şeyin çoğu zarar azı karar.

Doğru oranları merak ediyorsanız Art de Huile markasının Youtube videolarını seyretmenizi öneririm.

Sevgi olsun, aşk olsun, güzellik olsun ama her şeyden önemlisi sağlık olsun.

İyi günler dilerim.

Uzman Eczacı ve Aromaterapi Uzmanı Hülya Kayhan

Selülit ve Aromaterapi” için 2 yorum

  • 23 Ocak 2017 de 16:51
    Permalink

    Merhabalar,
    Bugün Ardıç yağı(Üsküdar’dan) ürününüzü aldım.Daha önce de beslenme uzmanım tavsiye etmişti,Arifoğlu markasını 1 bardak suya damlatarak kullanmıştım.
    Ancak şimdi eşim için kullanacağım.
    Bağışıklık sistemi için etkin midir?
    Bu ürünün herhangi bir zararı dokunabilir mi acaba?
    Teşekkürler.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!