Soğuk Algınlığı İçin Aromaterapi

Aromaterapik uçucu yağ özleriyle çoğumuz hayatımızın en az bir döneminde karşılaşmışızdır. Hiç karşılaşmadıysak bile okaliptüs yağının veya nane yağının soğuk algınlığına iyi geldiğini duymuşuzdur. Geçtiğimiz günlerde “Okaliptüs-nane karışımı damlaları bebeğinizin yastığına veya çocuğunuzun yakasına bir iki damla damlattığınızda burun tıkanıkları anında açılır” şeklindeki reklamları hepimiz izledik. Altına da not düştüler; “Bütün seçkin eczanelerde” diye. Ülkemizde alternatif ve tamamlayıcı tıp ve fitoterapi henüz hak ettiği yere gelemedi. Bu işi ya çok alakasız duyarsız insanlar yapıyor halkı dolandırıyor ya da bazı doktor ve hatta profesörler kendi muayenehanelerinde hastaya bu ürünleri resmen masasının altından çıkarıyor ve satıyor. Her iki türlü de hastada soru işaretleri yaratılıyor.
Son zamanlarda internetten satılan fitoterapi ve bitki kaynaklı olduğu söylenerek satılan birçok ürünün analiz sonuçları gösterdi ki hepsine ilaç hammaddeleri ilave edilmiş. Hem de akla hayale sığmayacak şekilde yüksek oranlarda. Maalesef bu ürünler bitkisel, doğal, natürel vb. tabirler kullanılarak pazarlandığı için hastaların şu aralar doğal ve naturel ya da bitkisel ürünlere güveni ne yazık ki kalmadı.
Burada eczacılara ciddi sorumluluklar düşüyor.
Fitoterapi ve aromaterapi eczacılık adaylarına sadece eczacılık fakültelerinde farmakognozi ve farmasötik botanik dersleriyle ciddi ve gerçek anlamda öğretilebilir. Bitkinin çiçek, gövde, yaprak, kabuk veya köklerinin ayrı ayrı veya farklı kombinasyonlarla ekstratını, hidrolatını (suda çözünmüş) veya uçucu yağını (aromatik yağını) ayrıştırarak terapötik düzeye getirip, tıbbın yardımına sunmak da eczacılık mesleğinin gereği ve görevidir. Bu göreve dışardan soyunan herkes bana göre suç işliyor.
Fitoterapinin (bitkilerle tedavi) ilmi de bilimi de sadece eczacılık fakültelerinde okutuluyor.
Aromaterapi, fitoterapinin içinde bir yöntemdir. Bitki veya çiçeklerin tedaviye uygun kısımları -ki bu bazen kök, bazen gövde, çoğunlukla yaprak veya çiçektir- buhar distilasyonuna tabi tutulur ve sonucunda elimizde bitkinin özünün özü kalır. İşte bu öz sıvı çok yoğun kokulu ve uçucudur.
Hoş kokusuna atfedilerek adına aromatik yağlar veya uçucu yağlar denmiştir. Aslında yağ değil, bir bitki özüdür.
Birçok tanıdığımız bildiğimiz ilacın özellikle krem veya pomat formundaki ilaçların hammaddeleri arasında mutlaka bir veya birden fazla bitkinin uçucu yağ özü vardır.
Fakat asıl yan etkisiz ve tam organik bir tedavi sağlamak, salt uçucu yağı kullanmak suretiyle sağlanır.
Soğuk algınlığı için aromaterapi konusun dönüş yapalım;
Okaliptüs: Eucalyptus globulus bitkisnden elde edilir. İçinde bulundurduğu citronellal, sineol, pinen ökalipto sayesinde üst solunum yollarında, solunum pasajlarını açarak rahat nefes almaya yardımcı olur. Nefesi rahatlattığı gibi bu saydığımız etken maddeler sayesinde solunum sisteminin başlangıcından akciğerlere kadar olan tüm solunum yolunda enflamasyonu kurutur ve mukusu yok eder. Boğaz enfeksiyonlarında, sinüslerin tıkanması durumunda, astımda, tüberkuloz ve boğmacada rahatlatıcı ve hastalığın seyrini hafifletici destek sağlar.
Nane: En tanınmış aktif maddesi mentoldür. Buna ilaveten menton, mentil asetat, karvakrol ve limonen içerir.
Çifte etkili yani adaptojen özellik gösterir. Şöyle ki; üşümelerde sıcaklık sağlar ısıtır, ateşli durumlarda mentol deriden ısıyı alıp yağa çektiği için vücudu soğutur. Biz bunu ateş düşürücü olarak adlandırırız. Halbuki nane ortamın ısısını dengeler.
Özellikle burun tıkanıklığında solunum pasajlarını açarak rahat nefes almayı sağlaması hepimizin tecrübe ettiği bir özelliktir. Ateşli durumlarda vücudu soğuttuğunu da mutlaka etüt etmişizdir diye düşünüyorum. Haksız mıyım?
Nioli: Maleleuca viridiflora, çay ağacı (tea tree), hint defnesi, cajeput, gibi nioli de, myrtacae familyasına bağlı malelucea türlerindendir ve hepsinin ortak özelliği antiseptik özellikte olmalarıdır.Yani havadaki ve çevredeki mikropları kırar.
Nioli, içinde bulunan 1-8 cineol, limonen ve pinen sayesinde sinüzit, rinit (boğmaca öküsürük) bronşit, göğüs enfeksiyonları, solunum sistemi rahatsızlıkları, astım, larinjit, zatürre, influenza (grip), sinüsleri açma ve balgam sökücü özellikleri sayesinde neredeyse bütün soğuk algınlığı preperatlarında kullanılır.
Selvi: Cuprasea familyasındandır. İnfluenza virüsünün sebep olduğu grip enfeksiyonlarında, bronşitte, astımda ortaya çıkan tıkanacakmış gibi öksürüklerde çok etkilidir. İçinde bulunan terpenler (cinen, pinen, camphen) ve ester (terpeyl asetat) sayesinde üst solunum yollarında gelişen hastalıkların bertaraf edilmesinde ve oluşumunu erteleme ve engellemekte olumlu sonuçlar verir.
Sedir Ağacı: Çok iyi bir ekspektorandır. Bronşitte boğmacada, boğazda, sinüslerde, iltihaplı ve balgamlı durumlarda mukus denen sümüksü yapıyı kurutma etkisine sahiptir.
Bütün akıntılı, mukuslu, balgamlı öksürük ve solunum yolu enfeksiyonlarında endikedir.
Boğuluyormuş gibi öksürük şikâyetlerinde olumlu etkilerinden için kullanabilirsiniz.
Bronşitte;
• Okaliptüs 10damla
• Nioli 10 damla
• Selvi 10 damla
Önceden hazırladığımız bu karışımı sıklıkla koklayarak ve göğsümüzü ovarak masaj yapabiliriz.
Çocukların yastıklarına 2-3 damla damlatıp gece öksürük ve burun tıkanıklıklarına yardımcı olabiliriz.
Çocuklarda evde bulunan saf zeytinyağı da dâhil, taşıyıcı 20 ml bir yağa yukarıdaki karışımın tamamını koyup, göğüslerine masaj yapabilir veya ayak altlarına sürebiliriz.
Grip, nezle ve soğuk algınlığında;
• Nane 5 damla
• Selvi 10 damla
• Sedir 10 damla
• Nioli 10 damla

Hazırladığımız bu karışım, boğaz enfeksiyonları dâhil, burun tıkanıklığı, sinüzit, ateşle seyreden her tür gribal, influenza gibi vakalarda gönül rahatlığıyla desteğine başvurabileceğimiz bir karışımdır.
Dekonjestan özellikleriyle burun tıkanıklıklarını açar. Balgam ve mukuslu öksürüklerde öksürüğü azaltabilir. Antibakteriyel – antiviral özellikleriyle çevreden alacağımız influenza gibi gribe neden olan virüs ve bakterilere karşı direnç sağlar, vücudun savunmasını kolaylaştırırlar. Solunum sistemi enfeksiyonlarıyla mücadelemizde zaman kazandırır ve bağışıklık sistemimizi güçlendiririz.
İnhalasyon yoluyla faydalanmak için burun kenarlarına, üst dudaklara, şakaklara her 2-3 saatte bir uygulayabiliriz.
Dudak üstüne sürmekteki amaç; ağız ve burun yoluyla solunum kanalları ile vücudumuza girecek olan bakteri ve virüslere karşı bariyer oluşturup vücudun dışında tutmaktır.
Yukarıda geçen 5 yağı her türlü kombinleyip kış hastalıklarına karşı daha dayanıklı daha sağlam durabiliriz. Yatıp kalmadan, ayakta geçirmek için önlem amacı ile bu yağ özlerini kalabalık ortamlara girerken kendimize veya çocuğumuza sürersek hastalıklardan korunmuş oluruz. Zaten aromaterapinin en iyi olduğu alan budur.
Doğayı, insanı, hayvanı sevmekten hiç vazgeçmediğimiz sürece iyilik bulacağımızdan eminim. Aromaterapik yağlarınız ve iyilik hep yanı başınızda olsun. Çünkü aromaterapide doğanın özünden yararlanıyoruz. İnsanın özü de iyiliktir.
Sevgi ile kalın.
Uzman Eczacı ve Aromaterapi Uzmanı Hülya Kayhan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!